5 Aralık 2014 Cuma

Meme kanseri nedir?


meme kanseri


Meme kanseri nedir?
Meme kanseri, memedeki sütü yapan kesecikler ve bunları taşıyan kanallardan gelişen bir kanser türüdür. Meme dokusunun herhangi bir yerinden kaynaklanabilen ve en sık kanallarda oluşan meme kanseri, kadınlarda görülen kanserler arasında birinci sırada yer alır. Daha çok menopoz sonrası kadınlarda görülürken, son yıllarda ciddi olarak 40 yaş altı kadınlarda da artmaya başlamıştır. Her 8 kadından biri, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşırken erkeklerde görülme sıklığı çok düşüktür. Kadınlarda bu çok sık görülen kanserden korunma, egzersiz, diyet ve ilaç kullanarak mümkün olmaktadır. Ayrıca, mamografik taramanın sağladığı erken tanı ve modern tedavi yöntemleri ile yüzde yüz tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Meme kanserinin görülme sıklığını artıran faktörler nelerdir?
Bu kanserin ülkemizde görülme sıklığının artışı birkaç nedene bağlanabilir. Bunların başında genel olarak kadınlarda ortalama yaşam süresinin artmasını gösterebiliriz. Yine yaşam tarzının ve beslenme alışkanlığının değişimi (yoğun çalışma temposu, stres, şişmanlama, hormonlu besinlerle beslenme, hareketsizlik vb.) ve üreme fonksiyonlarında farklılaşma (geç doğum, doğurmamak, az süt verme, erken adet görme, geç menopoz vb.) meme kanseri sıklığının özellikle ülkemizde artışının en önemli nedenleri arasındadır. Meme kanseri farkındalığının ve çektirilen mamografi sayısının artması, meme kanseri konusundaki bilinçlendirme çalışmaları, ücretsiz mamografi çektirme kampanyaları da meme kanseri görülme sıklığını artırmaktadır.

Meme kanserine nasıl teşhis konulur? Hastalık kendini ne şekilde belli eder?
Meme kanserinin en sık bulgusu memede ya da koltuk altında hissedilen ağrısız kitlelerdir. Meme başı ya da meme cildinde çekinti ya da çökme görülebilir. Ender olarak meme başında renk değişikliği ve kanlı meme akıntısı, meme kanseri habercisi semptomlar olabilir. Çok ileri vakalarda memede yaralar da açılabilir.

Meme kanseri nedir?
Meme kanseri, memedeki sütü yapan kesecikler ve bunları taşıyan kanallardan gelişen bir kanser türüdür. Meme dokusunun herhangi bir yerinden kaynaklanabilen ve en sık kanallarda oluşan meme kanseri, kadınlarda görülen kanserler arasında birinci sırada yer alır. Daha çok menopoz sonrası kadınlarda görülürken, son yıllarda ciddi olarak 40 yaş altı kadınlarda da artmaya başlamıştır. Her 8 kadından biri, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşırken erkeklerde görülme sıklığı çok düşüktür. Kadınlarda bu çok sık görülen kanserden korunma, egzersiz, diyet ve ilaç kullanarak mümkün olmaktadır. Ayrıca, mamografik taramanın sağladığı erken tanı ve modern tedavi yöntemleri ile yüzde yüz tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Meme kanserinin görülme sıklığını artıran faktörler nelerdir?
Bu kanserin ülkemizde görülme sıklığının artışı birkaç nedene bağlanabilir. Bunların başında genel olarak kadınlarda ortalama yaşam süresinin artmasını gösterebiliriz. Yine yaşam tarzının ve beslenme alışkanlığının değişimi (yoğun çalışma temposu, stres, şişmanlama, hormonlu besinlerle beslenme, hareketsizlik vb.) ve üreme fonksiyonlarında farklılaşma (geç doğum, doğurmamak, az süt verme, erken adet görme, geç menopoz vb.) meme kanseri sıklığının özellikle ülkemizde artışının en önemli nedenleri arasındadır. Meme kanseri farkındalığının ve
çektirilen mamografi sayısının artması, meme kanseri konusundaki bilinçlendirme çalışmaları, ücretsiz mamografi çektirme kampanyaları da meme kanseri görülme sıklığını artırmaktadır.

Bu hastalığın tedavisi var mıdır? Varsa başarı oranı nedir?
Meme kanserinin tedavisi, birden fazla uzmanlık dalının beraber çalışmasını gerektiren, son derece özellikli bir yaklaşıma ihtiyaç duyar. Hastalığın erken evrelerde yakalanması çok önemlidir. Böylece ameliyatla kanserin çıkarılması ve memenin korunması mümkün olmaktadır. Hastalığın erken evrede yakalanması durumunda kadınların korkulu rüyası olan kemoterapi verilmesinin gerekmediği durumlar da mümkündür. Daha ileri evredeki hastalarda ameliyat sonrasında kemoterapi ve takiben radyoterapi gerekebilir. Kimi vakalarda hastalar ileri evrede yakalandığında kemoterapinin verilmesiyle önce vücuttaki ve memedeki tümör yükü azaltılıp, sonrasında ameliyat ve radyoterapinin gerekeceği durumlarla da karşılaşılabilir. Erken evre meme kanserinde tedavi ile başarı şansı yüzde yüze yakındır.

Bu kanser türünden önceden korunmak mümkün müdür? Erken teşhis ve tarama, meme kanseri süresinde iki anahtar kelime. Bu olguların önemini anlatır mısınız?
Meme kanserinin erken teşhisi, tedavinin başarısı açısından çok önemlidir. Erken teşhis ile yukarıda bahsedildiği üzere memenin korunması mümkün olmakta ve bazı durumlarda kemoterapiye bile gerek kalmamaktadır.

Erken teşhiste en önemli unsur, mamografi ile tarama programlarının oluşturulması ve kadınların bu tarama programlarına düzenli olarak katılması sonucu sadece mamografide görülen ve ele gelmeyen kanserlerin yakalanmasıdır. Yapılan çalışmalar, 40 yaş üstü kadınlarda mamografi ile yapılan taramalar ile %20-35 oranında sağkalım avantajı sağlanabildiğini göstermektedir. Bu nedenle Amerikan Kanser Derneği, Amerikan Cerrahi Derneği, benim kuruculuğunu ve bir dönem başkanlığını yaptığım Türkiye Meme Hastalıkları Federasyonu, 40 yaş üstü kadınların yılda bir kez mamografi ile taramayı önermektedir.

Tarama programlarının düzgün olarak yürütülebilmesi için, bunu uygulayan sağlık sisteminin ve toplumdaki farkındalık oranının yüksek olması gerekmektedir. Bu açıdan kadınların eğitim seviyesinin yüksek olmasının, düzenli kendi kendini muayene etmesinin meme kanserine karşı koruyucu ve erken tanıyı sağlayıcı etkisi olmaktadır.

Teşhis anlamında bakıldığında Türkiye’de uygulanabilen en modern ve güncel testler, araştırmalar hangileri?
Bugün ülkemizde bilinen tüm modern tanı ve tedavi yöntemleri ve testleri bulunmakta ve uygulanmaktadır. Hastanın yaşına ve memedeki kitlenin ve memenin özelliklerine göre, dijital mamografi, renkli doppler ultrasonografi, tomosentez ve meme MR görüntülemesi teşhis için rahatlıkla uygulanmaktadır. Ele gelmeyen tümörler için mamografi, ultrasonografi ve MR ile işaretleme ve biyopsi yapılma şansı vardır. Ayrıca, BRCA1, 2 genetik testi yüksek risk grubundaki kadınlara uygulanmaktadır. Bu sayede genlerinde meme kanseri taşıyıcılığı bulunan kadınlar saptanarak, gerekli bilgilendirme ve girişimler uygulanmaktadır.

Kadınlar kaç yaş itibariyle risk grubundadır?
Kalıtımsal yatkınlığı olmayan ve risk faktörleri tanımlanmamış kadınlar, 50 yaşından itibaren risk grubunda sayılmaktadır. Ailesel ya da genetik yatkınlığı olan hastalarda ise meme kanseri daha erken yaşlarda görülebilmektedir.

Meme kanserini önleyici yiyecek/içecekler veya egzersizler var mıdır?
Dengeli ve düzenli beslenme ile vücut kitle indeksinin normalde tutulması ve haftada en az 5 saat yapılacak olan düzenli egzersizin meme kanseri yakalanma riskini %30 kadar azalttığı bilinmektedir. Bol miktarda taze ve sezonuna göre üretilmiş meyve-sebzeler, beyaz et (balık-tavuk) tüketilmesi, alkol ve sigara kullanılmaması önerilmektedir.

Meme kanseri tedaviden sonra tekrarlayabilir mi?
Erken yakalanan ve çok iyi tedavi edilen meme kanserinin tekrarlama olasılığı son derece düşüktür. Bu tekrar ya meme ve bölgesel lenf bezlerinde olur (lokal tekrarlama) ya da sistemik yayılım şeklinde uzak organlara (kemik, akciğer, karaciğer, beyin vs.) olur. Erken yakalanan bazı hastalarda, daha önce bahsetmiş olduğum OncotypeDX testi, kanserin 10 yıl içerisindeki lokal veya sistemik nüks ihtimalini daha bilimsel bir şekilde bize iletmektedir.


Kadınlar kendilerini muayene ederek süreci nasıl anlarlar? Muayene ne şekilde doğru olarak yapılmalıdır?
Meme kanserinde 3 ayrı muayene, tanı ve tarama yöntemi vardır.

1. Kendi kendini muayene: 20 yaşından itibaren kadınlar ayda bir kez kendi kendini muayene etmelidir. Bu muayene adet sonrası duş alırken veya menopozdaki kadınlarda ayın bir gününde düzenli olarak yapılmalıdır. Kadın önce ayna karşısında her iki memesini inceler, daha sonra sağ eliyle sol, sol eliyle sağ memesini yukarıdan aşağı, daire çizdirerek ve dıştan meme başına doğru olmak üzere 3 şekilde muayene eder. Memelerde görülen asimetri, renk değişikliği, meme başında ve deride çekilme, koltuk altında kitle gibi bulgularla hemen aile hekimi, genel cerrahi uzmanı veya kadın-doğum uzmanına muayeneye gitmelidir.

2. Klinikte Muayene: Ülkemizde meme kanseri konusunda muayene ve cerrahi tedavi eğitimini genel cerrahi uzmanları almaktadır. Bu nedenle yakınması olmayan kadınların 20-40 yaş arası 3 yılda 1 kez, 40 yaşından sonra yılda bir kez genel cerrahi uzmanına muayene olmaları gerekir.

3. Mamografik değerlendirme: Mamografi bugün meme kanserine bağlı ölümleri azalttığı bilinen tek tarama yöntemidir. Verdiği radyasyon ihmal edilebilir, bazen aşırı tanı ve aşırı tedaviye neden olabilir. Ancak yaşam kurtarıcı olduğundan ve alternatifi olmadığından 40 yaşından itibaren yılda bir kez yapılmalıdır.

Kanserin tedavi sürecinde hastanın kendisi kadar yakınlarına da önemli görevler düşmekte. Hastanın pozitif olarak hastalığa yaklaşması ve tedavi sürecini olumlu şekilde atlatması bu görevlerden ilki ve en büyüğü… Sizce kanser hastalarının yakınları bu sürece nasıl dahil olmalılar?
Hasta yakınları, meme kanserinin tedavisinin bir bölümünde, hastanın ruhsal olarak kendini iyi hissetmesini sağlamalılar. Bunun için de hastaların profesyonel destek almaları gerekli. Maalesef ülkemizde psikiyatr ya da psikologlarca verilmesi gereken bu destek, sosyokültürel olarak hasta yakınlarınca verilmektedir. Halbuki hasta kadar bu süreçte hasta yakınları da etkilenmekte ve onların da profesyonel destek almaları gerekmektedir.

Bu yazı için Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vahit Özmen beye teşekkürlerimle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

DEĞERLİ YORUMLARINIZ BURAYAA!!!